 |
blocks
blocks
|
| Pazartesi | 5915 |
| Salı | 1169 |
| Çarşamba | 6139 |
| Perşembe | 7364 |
| Cuma | 6224 |
| Cumartesi | 5784 |
| Pazar | 7153 |
| Toplam: | 1332953 |
| En Çok: | 9733 |
|
|
|
blocks
blocks
|
| A.Nusret DOĞANAbuzer HAKLIAli ŞAHİNAyşe ZERENCemile YURTCANCosta ZARİFİSEmine YAZGANFikret SARALGüler KARATAŞGülsen ERENOĞLUHandan ZORLUİnci ARIKANKadir GENÇKadriye ÖZENKemal YENERMelih SEÇKİN Melike GÜNERMelike KARACANMualla AKGÜLMuhlise ŞENAYMurat YILMAZMustafa OZANSOYMüge KAPTANOĞLUMümtaz SALİHOĞLUNasrullah DOĞANNeslihan ŞENERNesrin TÜRKCANNevra KURTOĞLUNilgün KIROĞLUNuran YENERNurten SARALNurten SERTOĞLUOktay ÇAĞLAROsman KARAHANOĞLUOya KARACAPerran KUTLUSalih KARACANSencer KUTLUSerap GÜNEYŞule PEKCANÜlker EREN |
|
|
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
blocks
|
 |
 |
|  |
 |
ULUS OLARAK KULAK VERELİM ARTIK !..
|
|
|  |
 |
|  |
 |
|  |
 |
ASA-HABER GRUP
TOPLUMSAL AYDINLANMA DERNEĞİ
YORUM SİZLERİN MUSTAFA KEMAL NEFERLERİ
|  |
 |
|  |
 |
|  |
 |
HABERLER ve SON MANŞETLER
|  |
 |
|  |
story_page
 |
|
 |
|
Değerli okurlarımız,
İzmir CUMOK'un bize ulaşan duyurusunda,
Konu " Hilesiz Seçim !.. "
Nerede ?
Bilgisayar ortamında ...
Gülüverdik.
Neden ?..
Dünyanın en aptal teknoloji ürünü " bilgisayarlar "dır...
Yine dünyanın " hiç unutmayan " teknoloji ürünleri de " bilgisayarlar " dır.
Diğer bir gerçek ise; " bilgi sahibi olmadan, fikir ortaya atmaktır. "
Bu durumda, atılan fikirler geçerlilik arzetmezler.
Yine soralım neden ?..
SUN Donanımı, yahut ta sanal ortamda koşan tüm yazılımlara müdahale kolaydır.
Burada bir takım yazılım ortamında kullanılan veri tabanları adlarını zikretmeğe gerek yok.
Ancak şu hususun tekrar altını çizmekte yarar var.
Sanal ortamda, kırılmayacak şifre yoktur.
Eğer " hilesiz seçim " istiyorsak,
Babadan kalma, bakkal usulü " gizli oy " ve " açık tasnif " ile
Elle tanzim edilecek tutanaklara dönmek en kısa yoldur.
(Devamı... | 2999 byte kaldı | yorumlar? | BAŞ YAZI | Puan: 24.1) Gönderen: editor Tarih: 09.02.2010 Saat: 01:16 (218 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
ALINTILAR: Hilesiz Seçim İstiyoruz ( CUMOK - İzmir ) |
 |
|
“ Türkiye nereye gidiyor ? ....”
“ Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en tehlikeli günlerini yaşıyor !..”
“ Rejim değişiyor !...Bunlar faşizmin ayak sesleri değil, bizzat kendisi !....”
“ Darbeler dönemi bitti. Kurtuluşun çaresi SEÇİM !….”
AKP ‘nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için, en büyük tehlike olduğunu işaret ederek,
 Çözümün er ya da geç seçimde olduğunu söyleyen siyasiler;
2007 genel ve 2009 yerel seçimlerinden ne kadar ?
Ders aldılar….
Erken seçim hepsinin dilinde.
AKP ise, şiddetle bu düşünceye karşı çıkarak, sağ gösterip sol vurmaya devam ediyor...
Onların, her duruma karşı bir B planı mevcut.
Hazırlıksız yakalanma gibi bir gaflete düşmemek için tedbirliler.
Aksine rakiplerini, her an şaşırtmak için, amansız bir çalışma içindeler…
Medya onların elinde.
Baş döndürücü bir hızla, her gün gündemi belirleyenler onlar.
Dün Ergenekon, bugün TSK, yarın hakimler-savcılar, öbür gün Anayasa değişikliği, ertesi gün adını özellikle evirip çevirdikleri demokratik açılım, İsrail’e posta atma, Tekel işçilerine tehdit, derken araya sıkıştırılan türban, Emine Hanımın göz yaşları, mağduriyet ve her gün değişen gündem…
Böylelikle, İşsizlik, geçim sıkıntısı, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, ekonomik kriz, terör gibi, Türkiye’nin gerçek gündemi, halkın gözünden ustalıkla kaçırılıyor. İçinde bulundukları tehlikelerin farkında olanlar , susturuluyor. Korkutma, tehdit ve baskı ustalıkla uygulanıyor…
(Devamı... | 9314 byte kaldı | 1 yorum | ALINTILAR | Puan: 26.3) Gönderen: editor Tarih: 09.02.2010 Saat: 00:56 (257 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Yorumlar Ve Gerçek !.. - Serap GÜNEY |
 |
|
Sevgili okurlarım,
Kısa bir süre önce ASA-HABER köşelerinde sizlerleyim.
Dikkatimi yorumlar üzerine yazılan yazılar,
 Ve o yazılara yapılan yorumlar çekti efendim.
Nedir bu ?..
Öncelikle genel olarak yorumlar hep aynı kişiler tarafından yapılıyor.
Diğer ilginç yanı ise, yorum yapan aynı kişiler, aynı kişilere yorum yazıyorlar.
Aslında dostluk,
Aslında dayanışma,
Bu davranış bana göre ...
Fakat öyle güzel yazılar,
Öyle güzel konular ele alınıyor ki,
Yorum yapmamak elde değil.
Gel gelelim,
Kimseler bu yazılara yorum yapmıyor. ( bende dahil )
İşte sorun burada.
Diğer bir sorun ise,
Siteleri izlemek,
Siteleri okumak,
Her yurttaşın iyi bilgisayar kullandığı,
Yahut ta mükemmel kullanıcı olduğunu kanıtlamaz.
(Devamı... | 3760 byte kaldı | 1 yorum | SEÇİLEN | Puan: 26.4) Gönderen: editor Tarih: 09.02.2010 Saat: 00:28 (277 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Gerçekler Ve Uğur Mumcu !. - Oya KARACA |
 |
|
Değerli okurlarım,
Hepimiz adına ASA-HABER yönetimine teşekkürler.
Çünkü bu gün yaşadıklarımızı, yıllar önce haykıran;
Işıklar içinde yatsın " Uğur Mumcu " nun seslenişini sunmuş bizlere ...

Ama ne yazık ki,
Bizler " kalpaksız kuvayi milliye " neferini o günlerde anlayamamışız ...
Hatta bu günlerde de tam anladığımızı sanmıyorum.
O günlerde haykıran Uğur Mumcu,
Yıllar sonra karşılaşacağımız gerçeklerin altı çizmiş...
Ama bizler kulaklarımızı tıkamış,
Gözlerimizi kapatmış !..
" Adam sende " konumuna kapağı atmışız...
Kimler derseniz,
Bu gün her fırsatta haykıran bizler,
Yani bizim kuşak,
Hep " kablumbağa ile tavşanın yarışı " örneğinde olduğu gibi,
Yıllardan beri sessiz sedasız, " nasıl olsa yapamazlar " tutkusu ile seyretmişiz olayları...
Gelişmelere " hoş görü " gözlüğü ile bakmışız.
Ama bu gün kamlumbağa yarışı bitirmek üzere ...
(Devamı... | 4855 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 26.3) Gönderen: editor Tarih: 09.02.2010 Saat: 00:17 (284 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Yazık Oluyor !.. - Neslihan ŞENER |
 |
|
Sevgili okurlar,
Yazık oluyor bu ülkeye,
Yazık oluyor bu ülke yurttaşlarına,
Yazık oluyor bu ülke için toprağa düşenlere,
 Yazık oluyor " Çılgın Türkler " in anısına !..
Hep birlikte nereye koşuyoruz.
Bizi yönlendirilmek istenen hedef neresi ?..
Şöyle bir kafamızı kaldırıp bakalım !..
Örnekleri,
Afganistan,
Bangledeş,
Irak !..
Daha sayabilirim.
Nerede " insan hakları ?.. "
Nerede " demokrasi ?.. "
Nerede " hukuk ?.. "
Ya eşitlik nerelerde düşünen var mı ?..
Bu ne koltuk hırsı,
Bu ne makam sevdası,
Bu ne " hep ben saplantısı !.. "
Gerçekleri dile getirmek gerekirse,
Sitede yer alan " İstanbul Penguenleri " nin çoğunlukta yaşam sürdüğü bir ülke benim ülkem olamaz.
(Devamı... | 5708 byte kaldı | 1 yorum | SEÇİLEN | Puan: 24.1) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 23:59 (320 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Çaresizliği Paylaşmak !.. - Şule PEKCAN |
 |
|
Nerede bu Türk Kadınları,
Neden sessiz kalıyor bu Türk Kadınları ?
Sessiz kalmak,
 Uyumak ölüme eştir.
Neden farkına varamıyoruz.
ASA-HABER sitelerinde her gün aynı konuları önümüze koyanlar,
Neden " İstanbul Penguenleri " görüntüsüne sessiz kalıyorlar ?..
Ben söyleyim,
Çünkü bu hanımefendiler elit tabaka temsilcileri,
Yahut ta elit tabakanın ta kendileri !..
Bu türler, anlı şanlı yazılarını gönderdikleri sitelerde sadece kendi yazılarının yayınlanıp yayınlanmadığına bakarlar. Bu göz atış dışında sitelerde yaşananlara ilgi duymazlar. Çünkü O'nlar sürekli " çan kuleleri " sakini olduklarına inanmışlardır.
Yoksa acaba bu görüntüler, bu kafa yapıları " Eczacılar Olayları " kadar önemli değil mi ?..
Elbette önemli değil, birisinde ülkenin gidişatı, sürüklendiği karanlık yol ayrımı,
Diğerinde eczacıların rant ve çıkarları ön planda, anlayamıyor musunuz bu ince ayrıntıyı ...
Kimileri " Atatürkçü Düşünce Dernekleri " ile yatar kalkarlar.
Kimileri " Türk Silahlı Kuvvetleri " avukatlığına soyunurlar.
Vatan ayaklarımız altından kalkarken, bir kaç gerçek Mustafa Kemal Neferi,
(Devamı... | 4178 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 25.1) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 23:40 (361 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: ASA-HABER'e Sitem !.. - Doğan ÇAKIR |
 |
|
Sayın Yetkililer,
İki yılı aşkın ASA-HABER sitelerine gönül veren,
 Bazen de kabaran yüreğimizin sesini küçük çaplı karalamalar,
Ve haykırışlar ile dile getirdiğim, okurlarla paylaştığım köşe yazarlığım,
Uzunca bir süre yazı göndermeyişim nedeni ile iptal edildi.
Ancak siteyi takip ediyorum.
Benim yazılarımın yayınlanıp, yayınlanmaması önemli değil.
Haftalarca, aylarca yazı göndermeyenler hâlen köşe yazarı !..
Bu nasıl davranış anlamış değilim.
Şayet bu sitede de adamına göre hareket ediliyor ise,
Bizler Mustafa Kemal Neferleri,
Kime ?
Nereye ?
Güveneceğiz !..
Bir bilen var ise açıklasın bilelim.
Benim yazı yazmam, yahut ta köşe yazarı olarak taltif edilmem farklı bir bakış.
Bana göre " demokratik " ve " adil " davranmak gerekir.
Yanlış anlaşılmasın, durumu elektronik postalar yolu ile,
Örnekleri ile yönetime ilettiğimde, " ... site yazılımı otomatik yapıyor bu işlemi ... " yanıtı alıyorum.
(Devamı... | 3917 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 25.8) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 23:14 (397 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
|
 |
|
Sevgili dostlarım.
Bu gün yeni bir kitap edindim.
Ben beğendim. Okumanızı öneririm.
Soner Yalçın’dan “ BU DİNCİLER O MÜSLÜMANLARA BENZEMİYOR ”
İsimli güzel bir eser. Gerçek bir araştırma ve müthiş yorumlar.
Önce almaya tereddüt ettim.
Daha sonra şöyle bir gözz gezdirince dikkatimi çekti.
İyi ki de almışım.
Daha kitabın başında okumam gerektiğine karar verdim,
Bakınız:
BİZİM MÜSLÜMANLAR ...
"...
Yıkıcı bir dönemden geçiyoruz…
İslam’ın “akil adamı”, “aksiyoner fedaisi” gibi
Övgü sözleri ile yüceltilenler, bugün karşımıza “tecavüz sanığı” olarak çıkıyor.
“Calvinci Müslüman” işadamlığına örnek gösterilenler, bugün “dört eş” savunmaları ile gazetelere manşet oluyor. Mücahitler müteahhit oldu ! Son dönenin gündemini oluşturan bu olaylar ve isimler, gerçekte İslamiyet’i temsil ediyor mu ? Utanmayı, mahcubiyeti unuttuk mu ? Hayır.
Amma ne yazık ki Müslümanlığı varoş kültürüne,
Avamın iktidarına indirgeyenlere karşı çıkacak, cesur Müslüman düşünürleri bugün mumla arıyoruz !
Oysa dün vardılar…
Ve bunlardan biri de ” İsyan ahlakının sembol ismi Nurettin Topçu " ydu.
ONA GÖRE “Din bilgi kaynağı değil, kuvvet kaynağıydı.
(Devamı... | 6737 byte kaldı | 1 yorum | ALINTILAR | Puan: 25.3) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 23:00 (418 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Aha Şuraya Yazıyorum !.. - Erdem AKYÜZ |
 |
|
Büyüklerimiz, tarihe not düşecek kadar önemli bir söz söyleyecekleri zaman, işaret parmakları ile boşlukta bir yeri gösterip “ Aha şuraya yazıyorum” diyerek; kehanetlerini, kemali ciddiyetle söyler ve daha sonra boşluğa bir yere yazdıkları sözlerinin altına bir mühür basar gibi, başparmaklarını sıkı sıkıya basarak etrafı manidar gözlerle süzerlerdi.
Şimdi “ erken seçim” söylentileri aldı yürüdü ya,
 Ben de “ Aha şuraya yazıyorum : Erken seçim değil, vaktinde seçim bile olmayabilir” diyorum.
Peki, bu nasıl olacak ?
Anayasada esasen, seçimlerin geri bırakılmasına ilişkin hükümler var.
Anayasa değiştirilip “sivil anayasa” yapılacağına göre
“ ... daha da sivil anayasa” yapılarak seçimler bir “tarih-i meçhule” ertelenebilir.
“Olmaz, olmaz” demeyin; “Olmaz-olmaz.”
Hem buna kim karşı çıkacak ?
Yalnız iktidarı değil, muhalefet milletvekillerini de korku aldı. “Gidip de gelmemek var”.
Böylece; kimi zaman sevişerek, kimi zaman dövüşerek devam eder giderler.
Son seçimde de, ondan önceki seçimde de bir SECSİS projesinden söz edildi.
Ama kısa sürede unutuldu gitti.
Zira hiç kimse uzun süreli ve ciddi işlerle uğraşmak istemiyor.
Bilindiği üzere SECSİS uygulaması, MERNİS ve UYAP ile birlikte, Türkiye’nin “harika üçüzlerinden” biri.
“Merkezi Nüfus İdare Sistemi” anlamına gelen MERNİS ile,
70 milyonluk Türkiye’de, kayda giren kişi sayısı 120 milyonu buldu.
(Devamı... | 7186 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 26.6) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 22:42 (433 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Okurken Gözyaşlarım Sel Oldu !.. - Yüksel CAVLAK |
 |
|
Bir gazetenin bir köşesinde bir resim ve altındaki yazı dikkatimi çekti.
Yazının başlığı “ Ulaşılmaz değilim hepinizden sorumluyum” idi.
Resimde Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Hayrünnisa Gül, bir kız çocuğuna sımsıkı sarılmış olarak görülüyordu.
Resim ve başlık dikkatimi çekince okumaya başladım.
Hayrünnisa Hanım, yani First Lady İstanbul Yakacık`taki
Hatice Abbas Halim Çocuk Yuvasını ziyaret etmiş.
Bu yuva 58 çocuğa hizmet veriyormuş.
Bir çocuk kendisine “ Cumhurbaşkanı, nın eşi olmak nasıl bir duygu” diye sormuş. First Lady`nin verdiği cevap şu olmuş: “ Her şeyden önce şu anda kendimi hepinizden sorumlu hissediyorum. Bu çok büyük bir sorumluluk. Sizler ne kadar mutlu olursanız bizler de o kadar mutluyuz. Üzüldüğünüzde de üzülüyoruz. Sizlerden bir ricam var; çıtanızı hep yüksek tutun. En iyi okullarda, en iyi bölümlerde okuyun ve biz bunlarla hep gurur duyalım ... " Bütün bu konuşma, küçük kızın sorusuna cevap değil ama, anlattıkları gurur verici ve her şeyden önce duygulandırıcı ! Çıtayı yüksek tutun, en iyi okullarda okuyun diyor
First Lady. Gel de duygulanma !
Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Hayrünnisa Gül, İstanbul`da bu yuvayı ziyaret ediyor.
Bu nasıl bir yuva diye, Allah razı olsun iyi ki internet var, hemen tıklayınca karşıma İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü çıktı. Demek burası İstanbul Büyükşehirbelediyesi`ne bağlı bir çocuk yuvası ve burada herhalde kimsesiz çocuklar barındırılıyor olmalı. Yani devlet tarafından koruma altına alınmış çocuklar. İşte burada düşünmeye başladım:
First Lady diyor ki; “sizden ricam çıtanızı yüksek tutun, en, iyi okullarda okuyun.
Peki, bu çocukların çıtasını kim yüksek tutacak ?
(Devamı... | 5477 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 25.3) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 22:31 (444 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Kürt Açılımı Bir Amerikan Açılımıdır !.. - Ali ERALP |
 |
|
Herkes gibi benim de birçok arkadaşım oldu yaşamım boyunca.
Arkadaşlarımın arasında Kürt, Arap, Yahudi, Rum da vardı. İyi geçinirdik.
Kimse kimsenin ırkıyla, kültürü ile uğraşmazdı.
Kürt Kürtlüğünü, Arap Araplığını, Türk Türklüğünü bilirdi. Kimse kökenini, doğduğu yeri yadsımazdı.
Ama bunun için, kimse kimseyle kavga da etmezdi. Çünkü o yıllarda ırkçılık, bölgecilik, ayrımcılık tohumları ekilmemişti daha. Kimse kimseye düşman değildi. Kimse kin, nefret, öç alma duygularını tanımıyordu henüz. Anamız, babamız, uzak ve yakın çevremiz de bu duyguları yaşamamıştı. Onlar da dostça geçinirlerdi. Birbirlerine karşı saygılıydılar. Dayanışma içerisindeydiler. Biz, onlardan bunu görmüş, bunu öğrenmiştik.
Babalarımız, dedelerimiz Türk’üyle, Kürt’üyle Fransız’a karşı Gaziantep’i onbir ay nasıl koruduklarını, düşmanı Gaziantep’e onbir ay nasıl sokmadıklarını anlatırlardı bizlere. Karayılan’ları, Şahin’leri, kendilerine destek veren Kürtleri anlatırlardı. “Vurun Antepliler namus günüdür” diyerek vatan savunmasını, namus savunmasına dönüştürüp düşman karşısında ”tek vücut”, “tek yürek” oluşlarını anlatırlardı.
Kimse kimsenin dinine, diline, ırkına, gelenek ve göreneklerine, giyimine kuşamına karışmazdı. Alt kimlik, üst kimlik nedir, bilmezdi. Kimse kimseyi hor görmez, aşağılamazdı. Herkes işinde gücünde yaşamını sürdürüp giderdi.Ne Lisede, ne üniversitede okul arkadaşlarımla etnik konularda tartıştığımızı anımsamıyorum. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında bütünleşmiştik. Ülkenin tam bağımsızlığından yanaydık. ABD emperyalizmine karşı birlikte mücadele etmiştik. İşçi, öğrenci eylemlerine birlikte katılmıştık. Grevlere, boykotlara birlikte omuz vermiştik.
Yargıç huzuruna birlikte çıkmıştık.
Doğusu ile Batısı ile tüm Türkiye’nin sorunlarına birlikte çözümler aramıştık.
Peki, şimdi, ne oldu da bu dayanışma, bütünleşme, kardeşlik ortamı, düşmanlık ortamına dönüştü ?
Ne oldu da Türk’le Kürt cephe cepheye geldi ?
Ne olduysa 1980’lerden sonra oldu.
Atılan kin ve nefret tohumları bu tarihten sonra yeşermeye başladı.
Peki, daha önce Kürt’ler baş kaldırmıyor muydu ?
(Devamı... | 32352 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 26.7) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 09:16 (618 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Mandaya Yatmak !.. - Mustafa YILDIRIM |
 |
|
Emekli Yargıç Alb. Emin Değer, 2001’de Ankara’nın bir salonunda ikili anlaşmaların sonuçlarını anlatıyordu.
Orta sıralardan çelimsiz, iyi giyimli yaşlıca bir kişi, öfkeyle yerinden kalkıp öne yürüdü; “Doğru söylemiyorsunuz ! ” dedi,
“Ben o zamanlar Trakya’da üsteğmendim; doğru dürüst topumuz, tüfeğimiz bile yoktu !..”
 Şaşıran Emin Değer kibarlığını bozmadan “ Görüyorsunuz ki yabancıya avuç açmakla da bir yere varılmıyor !..” diyebildi.
Çelimsiz, iyi giyimli, emekli subay yanıtı sevmedi ve “Yanlış” diye bağırarak salondan çıkıp gitti.
“Subaylar silahlarını beğenmeyince korkuya kapılıp ilerisini gerisini düşünmeden yabancının kanatları altına girmeye mi yeltenirler?” diye sordum içimden ve o muhtaçlık duygusuyla titreyen üsteğmenin modern tüfeksizlikten sızlandığı yıllarda Cumhuriyeti kuran partinin Ulus Gazetesi’ndeki başyazısını anımsadım: “Son günlerde” diye başlayan Profesör, “birbiri üstüne Amerika’dan çok iyi haberler gelmektedir” diyor ve biatını bildiriyordu:
“Yirminci yüzyılın, insanlığın müşterek kaderine inanmış ve bu ülküye en çok hizmet etmiş olarak anılacak milletleri(n) başında Amerika’nın geleceğini söyleyenlerin yanılmadıklarına biz de inanmaktayız”
“Amerikasız tanzim olunacak barış düzeninin” ıstırapları çoğaltacağı endişesiyle titrediklerini de ekliyordu Profesör !
Hangi nedenlerle titrediklerini ve hangi somut gerekçelerle Amerika’ya biat ettiklerini açıklamıyordu Profesör; çünkü yalnızca inanmaktadır ! Bağımsızlıkla birlikte gelen şanlı yükseliş yıllarının ardından yalnızca 9-10 yıl geçmişti. Hiç gereği yokken bir kez daha yabancıya avuç açanlar, Kuzey’den Ruslar gelecek diye tir tir titremektedirler. Tıpkı 1912’de, bizi yanınıza alınız diye İngiltere’ye, Fransa’ya yaltaklanan ve dirsek yiyince Almanya’nın kumandasına giren anlı şanlı Hasan Cemal Paşa, Enver Paşa ve Talat Bey’in titredikleri gibi !
(Devamı... | 8451 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 26.3) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 09:02 (633 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Gerçeklerle Örtüşmüyor !.. - Ayşe ZEREN |
 |
|
Bu gün sitede yer alan,
Sayın Özcan Pehlivanoğlu,
Maalesef gerçekler kamufle etmiş.
Yazının başlığı " Din Tacirlerinin Politika Yemeği !.. "
Şimdi bir adım geri çekilip soralım.
- " Kimdir bu din tacirleri ? "
Sorularımıza devam edelim.
- " Peygamber tartışması ile tabana seslenmeğe, dini kullanmağa, dindar yurttaşlarımızın dikkatini çekmeğe çalışan milletvekili kim ? "
Gelelim yazının ana fikrine,
Sayın Pehlivanoğlu'na sormak yine vacip oldu.
- " Temmuz 2007 seçiml konuşmalarını hatırlayın ve 11 nci Cumhurbaşkanlığı oturumu ile MHP ve Devlet Bahçekinin tutumunu karşılaştırın ... "
Dayanışma içerisinde olmak zorunda olduğumuz şu günlerde,
Parti yandaşı gibi kafa karıştırıcı yazılara ne gerek var ?..
Bataklığa düşmüş, kımıldadıkça batan ülkemin, bu bataktan kurtulması için AKP ikditarından sandıkta kurtulması şart.
Hatta bu şart yurtseverlerin ve ulusalcıların " hedefi " olmalıdır.
Hatta ve hatta " demokratik " yöntemlerle AKP iktidarın kurtulmak için muhalefet partilerinin el ele vermeleri şart hatta elzemdir.
Her fırsatta " Yüce Divan " hatırlatmaları yapana kadar.
(Devamı... | 4612 byte kaldı | 2 yorum | SEÇİLEN | Puan: 27.0) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 02:53 (781 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
|
 |
|
Yahu sana mı kaldı ?..
Sayın Hayati Yazıcı gerçekleri dile getiriyor,
Bre Baklacı kardeş sen inanmıyor musun ?
Sevgili bakanımıza ?..
Bakanların söylemleri doğrudur.
İtiraz ve eleştiri kabul etmez !..
Sen şimdi kalk koskoca bakana " Çıkar ağzından baklayı " diyorsun ...
Aslına bakarsan Baklacı Kardeş ...
Bana " Baltayı sıyır " diye gönderme yapıyorsun !..
Yahu bu balta sadece bizim insiyatifimizde değil ki,
(Devamı... | 1803 byte kaldı | 1 yorum | DELİ BALTA | Puan: 26.2) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 02:21 (788 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Dümen Suyu !.. - Salim DOĞAN |
 |
|
Ancak şu iyi bilinmelidir ki tarih; emperyalizmin dümen suyuna kürek çekenlerin,
Sular durulduğunda kıyıya vuran kayaya oturmuş gemi parçalarıyla doldur. ( Salim DOĞAN )
Çözüm yine Mustafa Kemal ATATÜRK’TEDİR.
Çözüm CUMHURİYET DEVRİMLERİNDEDİR.
Çünkü EMPERYALİZMİN PANZEHİRİ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDİR ...
Dünya bu günlerde hep başka dönüyor, güneş sanki iyi ışık vermiyor, üşüyorum ben bu şubat mart ayının kararsız havasında… İnsanlar mutsuz ve umutsuz her yerde korku hâkim. Gelecek kaygısı sarmış gençleri. Ne getireceği belli olmayan yarına uyanacak çocuklar. Nedir bu kargaşanın nedeni ? Kim niçin salıyor bu korkuları? Neden kandırılıyor insanlar, neden ? Bir yerde anasız babasız çocuklar, aç ve açıkta, korumasız. Her türlü felaketi yaşamaya…
Şimdiden hazırlamış bazıları kendini yarınki Pazaryerinin cellâdı olmaya. Dünyanın her yeri aynı değil sanki. Mavi gökyüzünü kara bulutlar sarmış, rengârenk çiçeklerle bezenmiş tarlaları kırık tank paletleri doldurmuş. Yanı başındaki futbol sahasında parçalanmış, yanmış çocuk cesetlerini tüm dünya duydu ama izleyemedi. Bu tablonun adı Ortadoğu ressamını mı sordunuz biliyorsunuz o insanlığın baş düşmanı Amerikan emperyalizmi.
Bu gün ülkeler sanal terör yüzünden ABD’nin istilasına uğramaktadır. Öğrencilerle bir hikâyenin yorumunu yapmaktaydım. Hikâyenin adı kurtla kuzu… “Bir ırmak tan su içmekte olan kuzunun üst tarafına gelen kurt kuzuya suyumu bulandırıyorsun der. Kuzu su senden bana doğru akıyor kurt kardeş suyu ben nasıl bulandırırım der. Kurt olsun sen yinede suyumu bulandırıyorsun o yüzden ben seni yiyeceğim der” ve Irak’ın üstüne atlar. Şimdi kurdu davet edenler bir kukla devlet kurduklarını sanarak ellerini ovuşturmaktadırlar.
Emperyalizmin dümen suyuna kapılmış gidiyorlar. Yüzlerce yıl bir arada yaşayan insanlar bir biriyle düşman olamazlar. Aynı kültürün farklı uygulayıcıları olarak birlik ve dayanışma içerisinde bir biriyle kaynaşmış, akraba olmuş insanları ayıran nedir? Şiiler, Sünniler, Kürtler, Türkmenler başka bir gezegenden mi gelmişlerdi. Şimdiye kadar birlikte yaşamadılar mı, kız alıp vermediler mi? ABD’NİN dümen suyuna kürek çekenler bilesiniz ki bir gün geminiz karaya oturacak. İşte o zaman geçmişte olduğu gibi yine imdadınıza TÜRKLER yetişecekler.
İnsanoğluna haksız yere zulmeden nice zalim, diktatörler geldi geçti dünyadan. Hiç birisi belleklerde iyi bir iz bırakmadı.
(Devamı... | 10667 byte kaldı | yorumlar? | SEÇİLEN | Puan: 24.5) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 01:49 (836 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
|
 |
|
Bakan sayın Hayati Yazıcı beyefendi demiş ki,
" ...
TEKEL İşçilerinin sürdükleri eyleme üzülüyoruz.
İnşallah kötü bir şey olmaz. Olursa onun sorumlusu,
Sendika yöneticilerdir. Onları provake eden siyasi aktörlerdir ... "
Uyarınıza teşekkürler sayın Hayati Yazıcı ...
Cumhuriyet Gazetesi haberine göre uyarıyorsunuz bizleri...
Ama bana kalırsa bu uyarı üstü kapalı olmuş.
Yani kusura bakmayınız bakla çıkmamış ortaya ...
Lütfen çıkarın şu baklayı da " tehlike " olarak nitelediğiniz gelecekleri bilelim...
BAKLACI
(Devamı... | 5 yorum | ÇIKAR BAKLAYI | Puan: 24.3) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 01:36 (855 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Cehâletin Aynası !.. - İnci ARIKAN |
 |
|
Değerli Okurlarım,
İmkanlarım dahilinde sizleri takip edebiliyorum.
Öğrencilik malûm !..

Ama dün sitemize ulaştığımda şaşırdım.
Adeta kanım dondu ...
Dilim tutuldu ...
Ve " sizleri Allah islâh etsin !.. " diye mırıldandım.
Bunlar mı Mustafa Kemal'in tüm dünya kadınlarından önce " demokratik haklarına kavuşanlar " diye...
Sordum kendi kendime ...
Ve bir an düşündüm.
Bu kafalara layık mı özgürlük, özgür düşünce, kadın erkek eşitliğine ?..
Bu kafalar mı " vicdanı hür nesiller yetiştirecek !.. "
Bu kafalar mı " fikri hür nesiller emzirecek !.. "
Heyhat !..
Mustafa Kemal'im senden bir Türk kızı,
İleride de bir Türk anası olarak özür diliyorum.
Sen haklıymışsın her zaman olduğu gibi.
Boşuna Bursa Nutku'nda ulusuna seslenmemişsin.
(Devamı... | 4532 byte kaldı | 6 yorum | SEÇİLEN | Puan: 24.4) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 01:20 (868 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Yorum Kısırlığı Desek Mi ? - Ali ŞAHİN |
 |
|
Yorum kısırlığı üzerine ...
Sevgili okurlar,
Daha önceleri yorum yapmaktan çekinen okurlar,
Artık yorum yapıyorlar.
 Ancak, hâlen kimileri sadece kendi yazılarına yapılan yorumlara hassas.
Hemen yanıt veriyorlar.
Aslında bizler ASA-HABER ailesiyiz bana göre !..
Yazıları okuduktan sonra mutlaka kendi fikir ve görüşlerimizi,
Yahut ta yazara ve yazarın fikirlerini destekleyen bir kaç tümce ile yorum şart !
Ama bu günlere de kolay gelmedik.
Lütfen biraz daha özveri,
Biraz daha çaba ile yorumlarımızın artışına destek verelim.
Şimdilik kısa ve öz olsa bile,
Yorum bir yazının gerçekten sonuna kadar okunduğunun delilidir.
Uzunca bir süredir.
Bazı şahsi nedenlerimden dolayı yazamıyordum.
Ama bu demek değildir ki;
Mustafa Kemal Beldesi Samsun'dan bir Ali Şahin sustu !..
Altını çizmek istiyorum.
(Devamı... | 3208 byte kaldı | 5 yorum | SEÇİLEN | Puan: 24.7) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 01:08 (880 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
HABER: TEKEL' Destek Sanatçılardan !.. |
 |
|
Açlık grevinde olan TEKEL işçilerinden bazıları
Fenalaşarak hastaneye kaldırılırken, bir grup sanatçı da
TEKEL'e destek ziyaretinde bulundu.
 Süresiz açlık grevindeki TEKEL işçilerinden 2 tanesinin hastanede tedavisi sürerken,
Üçü kadın 4 işçi daha fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.
Öğleye kadar hastaneye götürülen 5 işçiden 3'ü taburcu edilerek, tekrar Türk-İş Genel Merkezi'ne geldi ve açlık grevine devam etti. 2 işçinin durumu ciddiyetini korurken, işçilerden birinin tansiyonu 20'ye çıktı. Düşerek kafasını çarpan kadın işçi hastaneye kaldırıldı. Hastanede işçilerin tedavisi sürüyor. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Ulaş Koç da Türk-İŞ'te işçilere destek olmak için açlık grevi yapıyor.
Öte yandan; Edip Akbayram, Yavuz Bingöl, Onur Akın, Derya Köroğlu, Mazlum Çimen'in de aralarında bulunduğu bir grup sanatçı önce çadırlarda işçilerle sohbet etti. Sanatçılar daha sonra ellerinde karanfillerle Türk-İş Genel Merkezi önünde işçilere seslendiler. Ardından TEKGIDA-İŞ Genel Başkanı Mustafa Türkel sanatçıları odasında ağırladı.
TEKEL'e destek için açlık grevi başlattılar...
Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Antalya, Adana ve Erzincan şubelerindeki bazı üyeler, TEKEL işçilerine destek vermek amacıyla bir günlük açlık grevi başlattı. Kışlahan Meydanı'ndaki açlık grevi öncesi grup adına basın açıklaması yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Olcay Şimşek, TEKEL işçilerinin yaklaşık 2 aydır Ankara'da hak alma mücadelesi yürüttüğünü söyledi.
(Devamı... | 9280 byte kaldı | yorumlar? | HABER | Puan: 24.6) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 00:51 (875 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
|
 |
|
Değerli okurlarımız,
Sitemize yazıları ile destek veren,
Mustafa Kutsi Tümer dostumuzun ilettiği Şule Perinçek' ait bir yazıyı sizlerle ğaylaşıyoruz.
" ...
Bu gün Aydınlık Dergisi'nin son sayısını okuyorum.
Sizlerle paylaşmak istedim.
İşte size Sayın Şule Perinçek'ten Rüzgargülü satırları.
210 bin TL. kaç bir buçuk lira eder ?
Gazetede yan yana iki haber:
"Bingöl'de Cuma günü kaybolan kuzen Asliye ve Zeynep'in ceplerinde beş lira ile kitap almak için kent merkezine gittikleri, dönüşte minibüse verecek bir buçuk liralaraı kalmadığı için yürüyüp dereye kapıldıkları anlaşıldı."
Hemen yanında bir ikinci haber:
"AKP'nin MKYK üyesi ve Yeni Şafak gazetesi yazarı Ayşe Böhürler'in -İstanbul'un Sırları-projesine, Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından 210 bin TL. destek verildiği açıklandı ... "
İki küçük yavrunun fotograflarına bakıyorum.
Öyle güzel, öyle ışışltılılar ki.
Sönüp gidiverdiler işte. Ne olmak istiyorsunuz diye soraydım, biliyorum diyeceklerdi ki "öğretmen" ya da "hemşire." Doktor, mühendis hayalleri bile ulaşılmaz kılınmıştı onlara. Karne aldıkları gün karne almaya gitmişler, dönmek kısmet edilmemiş onlara.
(Devamı... | 7609 byte kaldı | yorumlar? | ALINTILAR | Puan: 24.8) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 00:41 (882 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
HABER: Bursaspor'dan TEKEL İşçilerine Ziyaret !.. |
 |
|
TEKEL işçilerinin 3 gün önce başlattıkları süresiz açlık grevi, Türk-İş Genel Merkezi’nde sürüyor.
Ankaragücü-Bursaspor maçı için başkente gelen Bursasporlu taraftarlar da dün TEKEL işçilerini ziyaret ederek destek verdi. Açlık grevindeki bir işçi önceki gece, 3’ü de dün ilk müdahalenin ardından ambulansla Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. İşçilerin hastaneye götürülüşü sırasında konferans salonundaki ve dışarıdaki çadırlarda eylemlerini sürdüren emekçiler çeşitli sloganlar attı.
4 işçi hastanelik ...
TEKEL işçilerinin başlattığı süresiz açlık grevi sürüyor. Açlık grevinde rahatsızlanan 4 işçi hastaneye kaldırıldı. Böylece eylem başladığından bu yana tedavi altına alınan işçilerin sayısı 10’a çıktı. Bursaspor-Ankaragücü maçı için başkente gelen Bursaspor taraftarları da TEKEL işçilerine destek ziyaretinde bulundu. Açlık grevine katılan işçiler, eylemlerine Türk-İş Genel Merkezi’nin konferans salonunda devam ediyor. Eyleme, 16 kadın işçi de katılıyor.
Başlarına “siyah” kurdele bağlayan işçilerin üzerindeki beyaz önlüklerde de “Onursuz yaşamaktansa onurlu ölmeyi tercih ederim”, “Ölmek var dönmek yok”, “Sadece çocuklarım için”, “Çocuklarımızın geleceğini istiyorum” ifadeleri yer alıyor. İşçilerden bazılarının üzerlerindeki önlüklerde de çocuklarının fotoğrafları bulunuyor.
Açlık grevindeki bir işçi önceki gece, 2’si de dün ilk müdahalenin ardından ambulansla Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. İşçilerin hastaneye götürülüşü sırasında konferans salonundaki ve dışarıdaki çadırlarda eylemlerini sürdüren işçiler çeşitli sloganlar attı. Bu arada, açlık grevi başladığından bu yana 9 işçinin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.
Gazete ve televizyonlarda TEKEL işçilerine ilişkin çıkan haberleri takip eden açlık grevindeki işçilere 14 görevli yardımcı oluyor. Görevliler, işçilerin sürekli takibini yapıyor ve şekerli su dağıtıyor. Dışarıdaki çadırlarda eylemi sürdüren işçilere sabah saatlerinde CHP Çankaya İlçe Başkanlığı tarafından çorba dağıtıldı. STK’ler de destek verdi
Not: Kaynak Cumhuriyet
(Devamı... | 4854 byte kaldı | 1 yorum | HABER | Puan: 24.1) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 00:26 (888 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
HABER: Tekel Eylemine PKK İftirası !.. |
 |
|
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı,
TEKEL işçilerinin sürdürdüğü eyleme üzüldüklerini belirterek,
'' ...
İnşallah kötü bir şey olmaz. Olursa, onun sorumlusu sendika
Yöneticileridir, onların provoke eden bazı siyasi aktörlerdir ... '' dedi.
 AKP Sarıyer İlçe Başkanlığı'nın yeni hizmet binasının açılışında konuşan Bakan Hayati Yazıcı, Türkiye'de iş yapanların, proje ve vizyon sahibi olanların bulunmasına karşılık, laf üreten, hala geçmişin karanlığında kendilerine bir takım payeler arayanların da olduğunu söyledi. Yazıcı, AKP'nin milletten aldığı emanete sahip çıktığını, o günden bu yana ''iş yapma'' noktasında, yoluna devam ettiğini kaydederek, Türkiye'nin büyük bir devlet olduğunu, iyi yönetildiğinin birçok göstergesi bulunduğunu kaydetti.
Sorunları yerinde tespit ettiklerini ve bir program dahilinde çözüm ürettiklerini ifade eden Yazıcı, şöyle konuştu: ''Bunu görmeyenler, vatandaşları yanıltmaya kalkabilir. Bunları yapmaya kalkanların defterlerine bakıldığında, onları karanlıklar, yolsuzluklar içinde göreceksiniz. Biz vatandaşlara sormadan, anket yapmadan, araştırma yapmadan halkın sosyal hayatını, bulunduğu pozisyonu değiştirecek kötü anlamda hiçbir şey yapmadık. Bütün amacımız birlik beraberlik içinde, bütün sorunları çözmektir. 'Demokratik açılım' diye hitap ettiğimiz sorunu da bu mantık içinde çözme gayreti içindeyiz. Çünkü bu ülke hepimizin, 'Her şey Türkiye için' bizim çok temel bir sloganımız. Bunu derken bu ülkede yaşayan hiçbir insanımız arasında ayrım yapılmasına gönlümüz razı olmaz.''
Hayati Yazıcı, Türkiye'deki kardeşliğin çok derin olduğunu, bin yıldır bu topraklarda herkesin kardeşçe yaşadığını anımsatarak, ''Oturalım, konuşalım, bu sorunu çözelim diyoruz. Birileri de kalkıyor 'Olmaz' diyor. 'Olmaz' demek 'bu böyle kalsın' demek. Bu sorunun böyle kalmasına gönlümüz razı değil. Biz o halde doğru yoldayız'' dedi.
Özelleştirme ...
Not: Kaynak Cumhuriyet
(Devamı... | 7400 byte kaldı | 2 yorum | HABER | Puan: 23.4) Gönderen: editor Tarih: 08.02.2010 Saat: 00:03 (895 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Denizden Sudan Uzak Penguenler !.. - Ülker EREN |
 |
|
Sevgili okurlarım,
Sitemizin en üst bölümünde yer alan " İstanbul Penguenleri " gerçekler !
Evet yanlış okumadınız ülke gerçekleri !
Bu gerçekler,
Yakın zamanda ortaya çıkmadı...
Bu gerçekler yıllardan beri vardı !
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal'in aramısadan ayrılışından sonra,
O'nun başlatığı ve işaret ettiği çizgi değişti veya değiştirildi !
Ama Atatürkçü geçinenler,
Aydın geçinenler maalesef bu gerçeklerin üzerinde durmadılar.
Durmak şöyle dursun görmek istemediler.
Sırf koltuklarında oturabilmek için molla sakalı sıvazladılar.
Hatta gerektiğinde şeyh şıh eteği öptüler.
Kısacası ülke Mustafa Kemal'den sonra,
Yeni bir yol ayrımına geldi !
Ya " Tam bağımsız, ekonomik bağımsızlığını elinde tutan laik hukuk devleti " yahut ta " bağımlı ekonomik bağımsızlığını yitirmiş, sözde laik ve sözde hukuk devleti " ve nihayet ABD ile ilişkiler, NATO ve daha sonra Avrupa Birliği derken BOP ve nihayet yeni bir yol ayrımına daha ulaştık hep birlikte güle oynaya, ağlaya sızlaya !.. Evet güle oynaya ve ağlaya sızlaya dememdeki amac " her mahallede bir miyoner " sevdamız ve geminin karaya oturması ...
(Devamı... | 4125 byte kaldı | 1 yorum | SEÇİLEN | Puan: 23.4) Gönderen: editor Tarih: 07.02.2010 Saat: 23:53 (895 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Anlamakta Zorluk Çekiyorum !.. - Gündüz AKGÜL |
 |
|
Yıl 1980 ülkede anarşi almış başını gidiyor. Her gün sağ ve sol silahlı örgütler birbirlerinden onlarca kişi öldürüyorlar. 12.Eylül. 1980 Türk Silahlı Kuvvetleri komuta zinciri altında, sonraki uygulamaları nedeniyle faşist darbe olarak nitelendirilen bir harekâtla yönetime el koyuyor.
Daha önce anarşinin yoğun olduğu İllerde ilan edilen sıkıyönetim, darbe ile tüm İlleri kapsıyor ve kurulan Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri göreve başlıyor.
Bu arada 1402 Sayılı Sıkıyönetim Yasasına iki madde (Ek:2 ve Ek:5) eklenerek sivil yargıç ve Cumhuriyet Savcılarının da Sıkıyönetimde Askeri Mahkemelerinde görevlendirilmesine başlanıyor. Yıl 1981 Temmuz, Sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendiriliyorum. 3,5 yıllık yoğun bir çalışma sonucunda, 1984 yılında kurulan Devlet Güvenlik Mahkemelerine (DGM) atanıyorum ve burada da 4 yıl görev yapıyorum.
Gerek Sıkıyönetim Mahkemelerinde, gerekse DGM’de baktığımız olayların %95’ anarşiye katılan sanıklarla ilgiliydi. Görev yapan tüm arkadaşların arşivlerinde Emniyet Genel Müdürlüğünden getirtilmiş örgütlerin amaçları, silahlı olup olmadıkları, işledikleri eylemlerinin bilgileri vardı.
İddianamelerimizi düzenlerken, öncelikle örgütün niteliğini belirtir ve ondan sonra sanıkların bu örgüt faaliyetleri doğrultusunda işledikleri suçlara geçerdik. Silahlı ve silahsız, yasa dışı olarak nitelenen örgüt eylemlerine katılmayan sanıklar, beyanlarında bu örgütün üyesi olduklarını belirttiklerinde, haklarında salt örgüt üyeliğinden cezalandırılmaları için dava açardık.
Okuyucularımın, “neden bunları anlatıyorsun” dediklerini duyar gibi oluyorum.
Neden mi yazıyorum ?
Hürriyet Gazetesinin internet sitesinde okuduğum bir haber ve haberin izlediğim videosu nedeniyle yazma gereğini duydum.
Haber şöyle: “İSTANBUL Fatih’deki İsmail Ağa Cemaati’nin ileri gelenlerinden Ahmet Mahmut Ünlü'nün (Cübbeli Ahmet Hoca) İnegöl'deki konuşmasını dinlemek için toplanan yaklaşık 5 bin kişi izdihama neden oldu.” Herkesin bildiği gibi İsmail Ağa Cemaati, Nakşibendî tarikatına bağlı, İstanbul /Fatih İlçesi Çarşamba semtinde bulunan İsmail Ağa Camii merkez olarak kullanan ve Türkiye’nin diğer bölgelerinde de müritleri bulunan bir topluluktur. Cemaatin lideri, emekli İsmail Ağa Camii imamı Mahmut Ustaosmanoğlu’dur. Cübbeli hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’de bu Cemaatin ileri gelenlerindendir.
(Devamı... | 8324 byte kaldı | 2 yorum | SEÇİLEN | Puan: 23.4) Gönderen: editor Tarih: 07.02.2010 Saat: 23:32 (899 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: Din Tacirlerinin Politika Yemeği !.. - Özcan PEHLİVANOĞLU |
 |
|
Türk devletlerinin ve Türk Milletinin yaşadığı her coğrafyada belirli kesimlerin bitmez tükenmez bir iktidarı ele geçirme hırsı ve arzusu vardır .
Bu kesimlerin ; ya dışarıdan aldığı destekler veya iktidar olmak için destek elde etme çabaları olur .
Yani iktidar olmak için her yolu mübah gören
 Ve bu sebeble her türlü tavizi vermeye hazır toplulukları Türk coğrafyasında görmek şaşırtıcı değildir .
Benim ısrarla Osmanlı – Türk Devleti olarak tanımladığım Osmanlı İmparatorluğu’nda da durum böyleydi .
Osmanlı İmparatorluğunda dini bir sınıf mevcuttu . Ulema diye tabir edilen din adamları , medreseler ve müderrisler , dergah ve tarikat mensupları , şeyhler , şıhlar , hocalar bu ayrıcalıklı sınıfı oluşturuyordu . Herkesin olduğu gibi bunlarında var olma ve iktidar savaşı vardı . Sahip oldukları hak ve menfaatleri korumak ve kaybetmemek istiyorlardı .
Cumhuriyet’in kuruluşu bu sınıfı menfaatlerinden etti . Atatürk’ün ; o günleri anlatırken , ülkeye hakim olan din anlayışının İslam’la uzaktan yakından ilgisinin kalmadığını ve mutlaka gerçek İslam’ın halkımıza öğretilmesi ve yaşanmasının gerekliliğini her zaman vurgulaması bu durum açısından dikkat çekicidir . Ancak menfaatlerini kaybeden bu topluluk ; içten içe mücadelesini sürdürmüş ve yaşadığımız bu günlere gelinmiştir .
Cumhuriyetin ilanı ile hak ve menfaat kaybına uğrayan bu kesimlerin ; İmam hatip , başörtüsü gibi dinle alakalı meseleleri kullanmak suretiyle ve mağdur edebiyatı yaparak iktidara ulaştığını hep birlikte gördük .RTE’yi , haşâ peygamber gibi gören , Tayyib’i üzmenin Allah’ı üzmek olacağını söyleyen , yetmedi halkı Erdoğan için şükür namazı kılmaya davet eden din tacirlerinin esas amacı uzunca bir zamandır yeniden kazandıkları bu hak ve menfaatleri koruyabilmektir .
Bunun için kullanılacak her yol mübahtır ve en elverişli yolda halkın gönlünde ve aklında perçinleşmiş olan İslam dinidir .Bu sebeble mübarek dinimizin ; iktidar sahipleri ile bu siyasetçiler üzerinden rant temin eden insanlar tarafından acımasızca kullanıldığını görmekteyiz .Siyasal İslamcılar ; Ülke adına bir şey üretemedikleri için sınırsız bir hazine olarak gördükleri dini ve milli değerleri kullanarak , Türk halkının kafasını karıştırmaya çalışmaktadır . Başbakanın Osmaniye’de yaptığı konuşmada , bu konulardaki keskin dönüşlerin nedeni budur .
(Devamı... | 12268 byte kaldı | 4 yorum | SEÇİLEN | Puan: 22.4) Gönderen: editor Tarih: 07.02.2010 Saat: 23:10 (901 okuma) |
|
 |
|
 |
story_page
 |
SEÇİLEN: 4C'ler ve C4'ler - Ankara Raporu !.. - Bedri BAYKAM |
 |
|
| |